Covid ile bir arada yaşayabiliyor muyuz?

Bir arada yaşamanın kurallarını yeniden belirlediğimiz, her geçen gün farklı fikirler ürettiğimiz bugünlerde, mesleğim ve işim gereği farklı sektörlerde yer alan işyerlerini denetliyorum. Denetim konumuz Covid’le yaşamaya uygunluk.

Firmalarda alınan Covid’e uygun yaşama kurallarını ve düzenlerini gözlemlemek, denetlemek, uygunluk vermek son günlerde güncel konularımı oluştursa da, aslında tesislerde ve firmalarda alt kısımda barınan düşünce yapısını inceliyorum.

Konu hep aynı yere geliyor. Davranışlarımız, algımız, farkındalığımız ve duruma yaklaşım biçimimiz.

Sosyal mesafe kurallarına uyulmadığının haberlerinin verildiği medya kollarını izlediğinizde siz de öfkeleniyor musunuz? Kendi kendinize söyleniyor musunuz?

Peki, maske takmayan birisinin yüzünüze karşı hararetle konuştuğunu gördüğünüzde ne hissediyor ve ne tepki veriyorsunuz?

Bir arada ama belli kurallar çerçevesinde yaşamamız gerektiğini hem bireysel sağlığımız hem de toplum sağlığımız açısından önemini hepimiz biliyoruz bence artık. Peki, bireysel bazda ne kadar uyguluyoruz? Benim sağlığımdan kime ne, diyerek kesip atıyor muyuz? Yoksa diğer insanları da önemsiyor muyuz?

Özel hayatlarımız bir kenarda dursun demek isterdim ancak ve maalesef bunu diyemem. Çünkü bakış açımız yaşadığımız, çalıştığımız, sosyalleştiğimiz her ortam için son derece önemli. Bu noktada, işyerlerindeki koyulan kuralların verimliliği ve uygulanmasındaki aksayan ve bir o kadar da destekleyen bu önemli noktaya değinmek isterim.

Tesislerde gerek iş güvenliği, gerek çevre yönetimi, gerek kalite, gerek covid uygunluğu açısından denetimlere katılıyorum. Kural koyucu otoritelerin, bakış açısını olduğu gibi gözlemlediğim bu tecrübelerde mevzu hep aynı. Konuyu sahiplenmek ve sorumluluk almak. Önem vermek.

Bireysel hayatlarımızdan getirdiğimiz bu rahatlık ya da titizlik hali, tesisin imajına kadar uzanıyor nerdeyse. Çünkü liderlerin konuyu sahiplenmesi, bazen ve hatta çoğu zaman o firmada çalışan bir personelin ailesindeki bir kişinin hayatını, sağlığını, huzurunu çok kolay etkiliyor.

İş kazasında hayatını kaybeden bir personelin, annesiz / babasız kalan çocuğu gibi.

Covid’e işyerinde yakalanan bir çalışanın, sağlık kuruluşlarında görev yapan doktorun çocuğunu görememesini etkilediği gibi.

Zincir üzerindeki halkalardan birisi zayıf olduğunda zincir işlevini kaybediyor. Zincirin her bir halkasına aynı özeni gösterip, sorumluluk almak, işi sahiplenmek ne kadar önemli değil mi?

Çevreyi kirletenin, evindeki halıya çöp atmamasını bildiği gibi, onu denetleyen bir mekanizmanın olması da son derece kıymetli. Ancak denetlenmek, bizler hem bireysel hayatlarımızda hem de toplumsal hayatlarımızda payımıza düşeni tamamlamadığımızda yalnızca korkutucu bir olgu haline geliyor. Mevzu, birlikte yaşayabilmek için payımıza düşenin farkında olmak ve sorumluluk almak. Hem vatandaş olarak, hem çalışan olarak, hem lider olarak, hemde ebeveyn olarak.

Satırlarımı, son günlerde vaka sayısının en çok görüldüğü ilimizde, Diyarbakır’da yazıyorum ve gerçekten endişeliyim. Sağlıklı bir şekilde işimi layığı ile yapmak ve sağlıklı bir şekilde yaşamaya devam etmek istiyorum.

Saygılarımla.

Whatsapp